EVVEL ZAMAN İÇİNDE 4

  O Ağacın Altını, O Şarkıları Anmaz Olur muyuz Hiç?
Türk Sanat Müziğinin duayenlerinden Zeynettin Maraş’ın danışmanlığında hazırlanan “Evvel Zaman İçinde” dizisinin her iki albümü de büyük ilgi gördü. Deyim yerindeyse, “7’den 70’e” her yaştan-her kuşaktan dinleyici, bu albümlere büyük bir keyifle kulak verdi.
Çünkü farklıydılar. Bu albümler ve şarkıları, özellikle günümüzün şarkılarından farklıydı; her bakımdan.
Anlattıkları da farklıydı; ritimleri, melodileri de. Havaları da farklıydı, olup bitene yaklaşma biçimleri de.
Bir “bilen”in, bir zamanlar çok iyi özetlediği gibi, “Sevgiliye ‘Siz’ diyen şarkılar”dı bunlar. Biraz “hayal mahsulü” gibi görünmüyor değillerdi; biraz “pembe”, biraz da “naif”. Ama öte yandan da, her dize ya da melodileri ile, “gam ile keder” yüklüydüler ve bunu dahi, dinleyeni boğmadan, üstüne üstüne gitmeden anlatıyor-dillendiriyorlardı.
Abartı yoktu bu şarkılarda.
Olup biten her şeyi, “hayatın yaşanması mecburi durumları”ndan biri olarak kabul ediyor; bağırmaya-çağırmaya gerek kalmadan ifade ediyorlardı.
İşte bu (ya da bu ve buna benzer) nedenlerle, yalnızca bu şarkılar eşliğinde bir ömür sürmüş eski kuşak değil, bambaşka bir atmosfer içinde büyümüş yetişmiş genç kuşak da ilgi gösterdi bu şarkılara.
Ve bu ilgi de, dizinin devamını getirdi.
ODEON, yine birbirinden kıymetli, yine her biri bir “anılar patlaması”na yol açacak şarkıları, “Evvel Zaman İçinde 3”te bir araya getirdi.
Türk Sanat Müziğinin güçlü “ses”leri, dünyanın-duygunun binbir halini-çeşidini size anlatıyor olacak bu albümle.
Tek yapmanız gereken, kendinizi onların kollarına bırakmak.

Zeki Müren/
O Beni Bir Bahar Akşamı Terk Edip Gitti
Türk müziğinin “Bir Bahar Akşamı” ile işi hiç bitmemiştir. “Bir Bahar Akşamı” rastlanmış olan sevgili, bir başka bahar akşamı da terk edip, gitmiştir. Elden ne gelir ki; bu “yeşil gözlü-şirin sözlü” meleğin ardından göz yaşı dökmekten başka, elden ne gelir ki? Zeki Müren de bunu yapıyor işte, “Dön bana” dilekleriyle birlikte.

Perihan Altındağ Sözeri/
Dargın Ayrılmayalım
Ayrı düşmüşlerin “kavuşma”, birlikte ve mesut olanların da “ayrılma” simgesiydi “tren”. “Uçak” dediğimiz şeyin bu kadar da tabana yayılmadığı ve had safhada bir lüks simgesi olduğu o yıllarda, her iki tarafın da gözleri “vagonları üzgün üzgün” dolaşırdı. “Çiçekleri soldurma” sırası Perihan Altındağ Sözeri’de bu sefer; ayrılığın bir diğer adı ise “bir demet beyaz karanfil”.

Müzeyyen Senar/
Seni Sesini Gözlerinin Rengini
“O gözlerin rengini, o tatlı günleri” unutabilmek, “şu yaralı gönlü” avutabilmek üzerine bu şarkı. Türk müziği dendiğinde akla gelen ilk isimlerden olan Müzeyyen Senar’ın sesinden ölümsüzlüğe kavuşmuş sanki. Zaten en başta gelen özelliğidir bu Müzeyyen Senar’ın; şarkıları ölümsüz kılmak.

Sevim Çağlayan/
Sevdim Ben Seni
Yalnızca “Şahane Kadın” mıydı Sevim Çağlayan? Hayır. Şahane kadın-şahane sanatçıydı o. Sanatçı dediğinin, plak stüdyolarında değilse bile, sahnelerde elinden geldiği kadar renkli olması gerektiğini düşünen ve bunu ilk uygulayanlardandı. Mevsimler mevsimleri kovaladı, çok zaman geçti ve hala bir tek “Şahane Kadın”ımız var; o da Sevim Çağlayan. Sevdik biz O’nu...

Mediha Demirkıran/
Nihansın Dideden
Hem “Nihansın Dideden” olacak, hem de Türk müziğinin en nev-i şahsına münhasır seslerinden Mediha Demirkıran seslendirecek. Rüya gibi; hatta daha fazlası.

Nesrin Sipahi/
Makber (Her Yer Karanlık)
Yalnızca gönülleri mest etmekle kalmamıştır “Makber”, aynı zamanda büyük ya da güçlü ses iddiasında olanları imtihan da etmiştir. Adı “Öyle bir ‘Makber’ söyler ki…”ye çıkanın, sırtı kolay kolay yere getirilememiştir. Öyle bir “Makber” söylüyor ki Nesrin Sipahi, o kadar olur.

Alaeddin Yavaşça/
Derdi Baştan Atalım Yaşamaya Bakalım
Türk müziğinin her dem “beyefendi” yorumcularından Alaeddin Yavaşça’dan hayatın şenlikli anlarına ilişkin bir şarkı. Günümüzün en genç, en radikal, en insanın gözünün yaşına bakmaz mecralarından Ekşi Sözlük’te bile, hakkında son derece olumlu notlar düşülmüş bir yorumcudan, bir “şarkılara tutunmak” çağrısı.

Sabite Tur Gülerman/
Sen Körfeze Geldiğin Zaman
Eşsiz solistlerimizden Sabite Tur Gülerman, “aşk” denilen başı sonu olmayan tutkuyu-saplantıyı, olabilecek en sade şekliyle resmediyor: “Sen körfeze geldiğin zaman yıldızlar güler; susar deniz, susar rüzgar…”

Mustafa Sağyaşar/
Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var
İnanıyoruz, her zaman da inandık. Gidenin ardından, “Unuttuk” desek de yalan, boydan boya yalan. Zaten çok sağlam bu şarkı, Mustafa Sağyaşar gibi çelebi bir sanatçının sesinden, dinleyeni de anında dahil ediyor macerasına.

Yaşar Özel/
Gitmek mi Zor, Kalmak mı Zor?
“O sabahı”, “ayrılık” denilen ateşten gömleği giyenlere sormak gerekir; işin bu kısmını böyle dile getirmiş Yusuf Nalkesen; tamamen de haklı. Sıra dışı ses rengi ile, her şarkıyı daha da yükseklere çıkaran Yaşar Özel’in anlattığı bu seferki “zor” evre, yürek kanatıcı.

Ziya Taşkent/
O Ağacın Altını Şimdi Anıyor musun?
Çok sevilmiş, çok popüler bir hale gelmişti bu şarkı; bir başka şarkıyla cevap verilecek kadar popüler. “Aşk”ın taraflarından biri sormuştu soruyu, cevap da diğer taraftan gelmişti: “O ağacın altını, anmaz olur muyum hiç!” Ziya Taşkent’in sesinden, bir “masumiyet çağı” panoraması.

Semra Ersoylu/
Artık Bu Solan Bahçede
“Artık bu solan bahçede, bülbüllere yer yok,” diyor Semra Ersoylu. “Bir yer ki, artık bu solan bahçe”, sevenler de-sevilenler de terketmiş; ama bülbüllerden önce, ama sonra. Albümün konuklarından biri olan Alaeddin Yavaşça’nın pusulası, Faruk Nafiz Çamlıbel’in şiiriydi.

Serap Mutlu Akbulut/
Bana Bir Aşk Masalından Şarkılar Söyle
Erol Sayan’ın nice kalbi ferahlatmış, nice gönüle huzur dağıtmış şarkısı, Türk müziğinin en “mektepli yorumcu”larından kabul edilen Serap Mutlu Akbulut’un sesinden kalp ferahlatmaya da, huzur dağıtmaya da devam ediyor.

Sevim Tuna/
Gönlüm Aşkınla Sarhoş
Büyük çoğunluk Sevim Tuna dendi mi, “Bağdat Yolu”nı hatırlıyor genellikle. Hakları da yok değil. “Bağdat Yolu”na öyle bir daveti vardı ki sanatçının, en taş kalpli bile ilgisiz kalamazdı. Ama Tuna buna benzer onlarca başka şarkı da söylemiş ve o zarif edasını, hepsine de aktarmıştır. “Gönlüm Aşkınla Sarhoş” da, bunların arasında.

Tahir Engin İçöz/
Gönlüm Seher Yeli Gibi
Tasavvuf ile, özellikle Yunus Emre ile çok içten, çok yakından bağlar kurmuş TRT kökenli Tahir Engin İçöz’den, ruhları “şad” edecek bir şarkı. “Seher yeli gibi daldan dala esiyor” İçöz, “bahar seli gibi, setler yıkıp” geçiyor.

ALBÜMDEKİ ŞARKILAR

1. Zeki Müren
O Beni Bir Bahar Akşamı Terk Edip Gitti

2. Perihan Altındağ Sözeri
Dargın Ayrılmayalım

3. Müzeyyen Senar
Seni Sesini Gözlerinin Rengini

4. Sevim Çağlayan
Sevdim Ben Seni

5. Mediha Demirkıran
Nihansın Dideden

6. Nesrin Sipahi
Makber (Her Yer Karanlık)

7. Alaeddin Yavaşça
Derdi Baştan Atalım Yaşamaya Bakalım

8. Sabite Tur Gülerman
Sen Körfeze Geldiğin Zaman

9. Mustafa Sağyaşar
Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var

10.Yaşar Özel
Gitmek mi Zor, Kalmak mı Zor?

11.Ziya Taşkent
O Ağacın Altını Şimdi Anıyor musun?

12.Semra Ersoylu
Artık Bu Solan Bahçede

13.Serap Mutlu Akbulut
Bana Bir Aşk Masalından Şarkılar Söyle

14.Sevim Tuna
Gönlüm Aşkınla Sarhoş

15.Tahir Engin İçöz
Gönlüm Seher Yeli Gibi

[ Geri ]